Maceraya Sen De Katıl!!
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Mía Resiness :)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Mía Resiness
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 12
Kayıt tarihi : 07/11/10
Yaş : 21

Kişi sayfası
Rol Gücü Rol Gücü:
93/100  (93/100)

MesajKonu: Mía Resiness :)   Paz Kas. 07, 2010 11:33 pm

Boş gözlerle etrafa bakıyordum. Beynimin de gözlerimden aşağı kalır bir yanı yoktu. Dışarıda gürleyen hava bütün günümü mahvetmeye yetmişti. Hemen Annie’yi aradım. Telefonu kapalıydı. Evde boğuluyordum, bir şeyler yapmalıydım. Kırmızı yağmurluğumu kaptım ve botlarımı giyerek yağmurda bir yürüyüş yapmak için dışarı çıktım. Daha öğleden sonra olmasına rağmen sokaklar bomboş, evlerin panjurları kapalıydı. Sanki hayat durmuş gibiydi. Bir hayat belirtisi bulabilmek için yürümeye devam ettim. Yağmurda bir yere sığınmak için kaçışan kedi ve köpeklerden başka kimse yoktu tabi ki. O renkli cadde şimdi ürkütücü bir havaya bürünmüştü. Benim gibi bir yaz düşkünü için kışa alışmak çok zor olacaktı. Kışlardan nefret ediyorum. Ah, yine mi? Sürekli o savaş günlerini hatırlamak istemiyorum. David… Fark etmeden ağlamaya başlamıştım. Yağmur ne kadar gözyaşlarımı örtmeye çalışsa da hıçkırıklarımla kendimi ele veriyordum. O gün, o yangın günü, erkek kardeşimi kurtaramamıştım. Hepsi benim suçumdu. Yaşamayı bile hak etmiyordum. Yere çökmüş hıçkırıklara boğulurken biri bana seslendi “Hey Ressie?”. Gelen Annie’ydi. Halimi görünce hızlandı, koşarak yanıma geldi. “Tatlım. Ne oldu, neden ağlıyorsun?” diye sordu. “Sanki bilmiyorsun.” dedim, çevremdeki herkes, tanıdığım ve tanımadığım, benim ani psikolojik tepkilerimi bilirdi. O gün olanlardan sonra çok değişmiştim. “Hadi gel çok ıslanmışsın, her şey geçti. Olanlar senin suçun değildi biliyorsun.” diyerek beni kenetlendiğim yerden kaldırmaya çalıştı. Kaskatı kesilmiştim, ama en mantıklısının onu dinlemek olduğunu biliyordum. O gün de yanımdaydı ve beni Annie kurtarmıştı. Yavaşça kalktım. O zaman üşüdüğümü fark ettim. Ben titremekle meşgulken beni tuttu ve hızlı adımlarla evine doğru götürdü.

Ah, ev sıcacıktı. Kendimi tamamen uyuşmuş hissediyordum. İçeri geçtik. “Bana söz verdiğini sanıyordum. Bir daha kendini böyle üzmeyecektin.” Mırıldandım, “Sanki çok…” lafımı bitiremeden dışarı da büyük bir patlama sesi duyuldu. Patlamanın gücüyle duvara çarptık. Ayağa kalkmaya çalıştım ama gözlerimi ışıktan açamıyordum. Pencerelerden bembeyaz bir ışık sızıyordu içeriye. Annie’ye baktım. Suratındaki şaşkınlıkla karışık hayranlık duygusunu görebiliyordum. Açıkçası ben de böyle büyük bir patlamaya neyin sebep olduğu merak ediyordum. Dışarıdan siren sesleri geliyordu. Işık rahatsız edici dereceden çıkıp biraz daha azalmıştı. Annie’ye neler oluyor bakışı attım. Kalktı ve pencereye doğru ilerledi. “Saçmalama, tekrar olabilir. Yaklaşma pencereye!” diye bağırdım. “Hey, şuraya bak. Tekrar olacağını konusunda haklısın.” dedi ve beni çağırdı.

Pencereye doğru ilerledim. Göreceğim manzaradan korkuyordum aslında. Korkmam da gerekirmiş, çünkü ışığı gördüğümüz yer artık bir meteor çukuru gibiydi. Karşıdaki ev yok olmuştu ve her yer alevler içindeydi. Yine eski anılara dönüyordum. Hayır, şimdi olmamalı bu, olamaz. “Bu… Çok kötü. Yani, kim böyle bir şey yapar ki?” dedim. Ve aslında hiç de duymak istemeyeceğim cevabı aldım “Bunu sana tekrar yaşatmak istemiyorum ama çukurun tam ortası...” dedi Annie uzaklaşarak. Tuollins yazıyordu. “Hemen! Eve gitmeliyiz.” dedim. “Hazırlanmama izin ver.” diyerek sırt çantasına birkaç eşya tıkmaya başladı. Hazırlanınca dışarıya adım attım. Savaş, tekrar başlıyordu.

Alevler arasında dans edercesine koşuyorduk. Yanımda sırayla dizilmiş evler bir bir alevlere kurban gidiyordu. Cebimden o eski püskü anahtarımızı çıkardım. Ellerimin titremesinden deliği bulamıyordum. Annie, “Ver şunu!” dedi telaşla. Dediğini yaptım. İçeriye girince hüzünlendim. Ailemden kalan tek hatıra da tekrar bir yangında yok olacaktı, bu sefer kurtulamayabilirdi de. O güzel nilüfer kokusunu son kez içime çektim. Bir gaz lambası yaktım ve bodruma doğru tahta merdivenlerden inmeye başladık. Dışarıdan çığlıklar gelmeye devam ediyordu. Hızlandım, alevler yaklaşmış olmalıydı. Her adım atışımda gıcırdayan tahtaların sesi beni deli ediyordu. Kaç yıllıktı burası? Hatırlamıyorum bile. Bize büyükbabamdan kalmıştı, ona da babasından. Hatıraları yaşıyordu evde, onlar ölmüş olsalar bile. Düşüncelerimden sıyrılıp kitabı aramaya başladım. TuollinsTuollinsTuollins… Kütüphanenin tozlu meşe raflarında binlerce kitap arasında tek bir kitabı, büyükannemin kitabını, aramak kollarımın isyan etmesine neden oluyordu. İşte! Altın sarısı, kadife kapağıyla kendini belli ediyordu. Kilidini açmak için boynumdaki gümüş süslemeli anahtarı çıkardım. Annem Tuollinsler hakkında beni uyarmıştı. Çok güçlü değillerdi, ama bu kitabı bilen sadece bizim ailemiz kalmıştı ve bildiğim kadarıyla ben sonuncularıydım. Alevler eve ulaşmıştı. Kitabı inceleyecek zamanım yoktu hemen Annie’nin sırt çantasına koydum. “Çabuk, alevler yaklaştı. Buradan çıkmalıyız!” diye bağırdım. Yukarı çıktığımızda alevler bizim eve kadar gelmişti. İki çıkışı da kapatmışlardı. “Hadi, gel!” dedim Annie’ye ve camı kırdım. Dışarı çıkınca son kez evime baktım. Bütün hatıralarım silinmişti. Artık, Mía Resiness değildim adeta.

Arkamıza bakmadan koştuk. Yangında kaçıp güvenli bir yere geldiğimizde kitabı açtım ve sayfalar arasında gezmeye başladım. Neden bir indeks yapmamışlardı ki? Annie sürekli “Buldun mu?” diye soruyordu. Kafamı sallamakla yetindim. Kütüphanede kitabı aramaktan farkı yoktu! Sessiz dakikalardan sonra aradığım sayfayı bulmuştum.

“Tuollinslerden kurtulmak sadece bu gizli birliğin soyundan gelenlerin yapabileceği bir iştir. Eğer bu soydan değilseniz büyüyü yaparsanız sonsuza kadar soyunuz lanetlenir ve anında küle dönüşürsünüz. Büyüdeki önemli nokta Tuollinsin ilk iniş yaptığı yerde olmaktır. Buraya Karanlık Çukur denir. Parlak, saf beyaz ışığı takip edip Karanlık Çukur’a ulaşırsınız. Karanlık Çukur’a geldiğinizde kitabın anahtarını ve bu kitabın sayfasında 1cm’lik bir köşeyi Tuollins yazısının ortasına koyun. Ve büyülü sözcük olan Agnillins’i söyleyin. Ama unutmayın, bunu yaparken Karanlık Çukur’un içinde olmanız gerekiyor ve büyü sırasında eğer gücünüz yeterse Tuollinsleri 10 ile 100 yıl arası sürgün etmiş olacaksınız. Bu büyük bir güç ortaya çıkaracaktır ve Karanlık Çukur da yok olacaktır. Bu yüzden oradan kurtulmanız çok zordur. O zaman olacakları ve kurtulmanız için ne yapmanız gerektiğini hissedeceksiniz. Çoğu kişi başaramadı. Ben başardım ve bu kitabı yazıyorum. Ama benden başka kurtulan olmadı.”

“Ne yazıyor?” diye sordu. Cevap veremedim. Yutkundum. “Sen burada kal, benim almam gereken bir şey var.” dedim ve kitabın sayfasının kenarını yırtıp cebime koydum. “Nereye gideceksin?” dedi. Sarıldım, kitabı Annie’ye verdim ve “Merak etme hemen döneceğim ama senden bir şey istiyorum: benim yaşayan başka bir akrabam varsa lütfen bu kitabı ona ver.” dedim. Arkama bakmadan hızlıca Annie’nin evine doğru koştum. “Hey! Bu bir cevap değildi!” diye bağırdı arkamdan.

Ayaklarımı hissetmiyordum. Sonunda Karanlık Çukur’a vardım. Bu berbat akşamı daha da berbat eden Tuollins yazısına doğru ilerledim ve kitapta yazanları aynen yaptım. Annie bana seslenerek buraya doğru geliyordu, ne yapacağımı anlamıştı. Hızlı olmalıydım. Kurtulmak umrumda değildi. Belki büyükannem gibi kurtulacaktım, belki de annem gibi ölecektim. Kim bilir? Ve Annie çukura ulaşamadan o sözcüğü söyledim: “Agnillins…”
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Almora T. Star
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 40
Kayıt tarihi : 03/11/10

Kişi sayfası
Rol Gücü Rol Gücü:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Geri: Mía Resiness :)   Paz Kas. 07, 2010 11:48 pm

Betimleme: 25-30
Renk ve Paragraf Düzeni:10-10
Uzunluk:5-5
İmla Düzeni: 10-10
Anlatım: 28-30
Kurgu: 15-15

93..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://vampire-diaries.yetkinforum.com
 
Mía Resiness :)
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Vampire Diaries RPG :: Tercihler :: RPG Puan Belirleme-
Buraya geçin: